En Büyük Eksiğimiz Sosyal Medya Bilinci

Sosyal medya büyük bir tehdit mi yoksa bir nimet mi? Bu tartışmalar için artık çok geç sanırım. Çünkü sosyal medya artık hayatımızın her noktasında var. Facebook kurucusu Mark Zuckerberg Amerika’da seçimleri manipüle etmekten yargılanıyor. Yani sosyal medya bu denli devasa bir güce dönüştü. Hükümetleri yıkıp, toplumları istediği gibi yönlendirebilen bir gücü bugün yok sayamayız. Böyle bir gücü bugün yok saymak yerine bu gücün kontrolünü elimize almaya çalışma zorundayız. Aksi halde sosyal medya kullanımını engelleyemeceğimiz nesillere hitap edemeyiz ve geleceğimizi kaybederiz.

Çok büyük bir iddiam var. Eğer Necip Fazıl’lar, Cemil Meriç’ler yani bu davanın fikir önderleri bugün hayatta olsaydı Youtube kanalları olurdu. Evet belki kanalımıza abone olun gibi cümlelerle tam anlamıyla youtuber olmazlardı ama o arenayı en aktif, en etkin şekilde kullanırlardı. Çünkü bu arenanın, sosyal medyanın ne denli etkin bir güç olduğunu en iyi onlar anlarlardı. Ezan okurken hoparlör kullanılıyor. Eğer bu teknolojik gelişme reddedilseydi ve hoparlör kullanılmasaydı müezzin ezan ile sadece camii çevresindeki birkaç insana sesini duyurabilirdi. Fakat bu şekilde kilometrelerce öteye çağrıda bulunuyor. İşte sosyal medya da bugünün hoparlörü konumundadır. Fikirlerinizi haykırmak için, daha geniş kitlelere ulaşmak için kullanılabilecek büyük bir platformdur sosyal medya. Peki bu platformu kullanırken ne kadar bilinçliyiz? Bence sorulması gereken en can alıcı soru bu…

Sosyal medya araçlarını kullanırken maalesef yeterince bilinç sahibi değiliz. Şu an yazıya bir ara verin ve Youtube’da trendlere tıklayın bir inceleyin. Sonra geri dönüp okumaya devam edin…

Ne gördünüz? Bize ait, değerlerimize ait, herhangi bir video ile karşılaşabildiniz mi? Şanslı gününüzdeyseniz belki bir tane video görmüşsünüzdür. Çünkü maalesef dini ve milli hassasiyeti olan bizler bu arenada yokuz denebilecek kadar zayıfız. Sosyal medya kullanım bilinci oluşmalı bizde öncelikle. Ne zaman ki o trendlere tıkladığımız zaman dini ve milli hassasiyete sahip, bilgi içeren ve insana dert aşılayan videolarla karşılaşırız, en azından yarısından çoğu bu tarz videolar olur, işte o zaman biz bu alanda varız demektir. Bir derdi olan hesapları takip edip etkileşim oluşturarak başarabiliriz bunu. Aksi halde gençlerimiz o neidüğü belirsiz videoları izler, izlettirir. Dert sahibi hesapları takip edip, bildirimleri açıp hızlı geri dönüş yaptığımız zaman yani videolar yüklendiği gibi bildirim alıp açıp izlediğimiz zaman bu devran dönecek. Çünkü Youtube Trendler mantığı sadece bu. Yüklendikten sonra en hızlı şekilde etkileşimi artan videolar trendlere giriyor ve her fikirden insan izlemeye başlıyor. İşte bu bilinç bizde maalesef yok. Hatta okuyunca çok güldüğüm bir yorumdan bahsedeyim tam bu noktada. Hazırladığım bir videonun sonunda “Çalışmalarımızın daha büyük kitlelere ulaşması için beğenmeyi, paylaşmayı ve Youtube kanalımıza abone olmayı unutmayın.” dedim. Videonun altına bizimle aynı görüşlerde olan birisi şu cevabı atmış : “ Tamam video güzel, fikirler güzel ama paylaş, abone ol o kadar uzun boylu değil.” Güler misin? Ağlar mısın? Abone olunca gazete aboneliği gibi para ödediğini filan zannediyor muhtemelen.

İşte asıl sorun bu. Biz bu sosyal medyayı nasıl kullanacağımızı bilmiyoruz. Bu yüzden de mukaddesatçı kesimin elinde çok büyük sosyal medya hesapları yok. O yüzden de Facebook, Instagram özellikle de Twitter gibi sosyal medya araçları bize istediği zaman istediği sansürü uygulayabiliyor. Bunun önüne geçebilir miyiz? Sosyal medyaya hakim olabilir miyiz? Göreceğiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir