İmamı Azam’ın Kısaca Hal Tercümesi

İsmi ve Künyesi

   Dört mezheb imamlarından olan birincisi ve büyüğü, mezheb imamımız Ebu Hanifedir. İmamı Azam (r.a) H: 80 senesinde Emevî halifelerinden Abdulmelik bin Mervan zamanında Kûfede doğdu. Kendi ismi Nu’mân, babasının ismi Sabit, dedesinin ismi ise Zûta’dır.

   Künyesi Ebu Hanife’dir. Bu künyeyi almasının sebebleri şöyle zikredilmektedir. Hanif: Yani Hakka dönücü ve Hakka doğrulmuş kelimesinin müennesi Hanife, yahut Hanife ismindeki kız çocuğuna izafen bu künye ile künyelenmiş.

   Nitekim Hz. Resûlü Ekrem Efendimiz; «Eğer ilim Süreyya yıldızının yanında olsa faris (Arabın ğarı) oğullarından adamlar o ilme nail olurlar.» buyurmuştur. Bu hadis-i şerifteki işarete göre Hz. İmamı Azam (r.a) Acem sülâlesinden olması hasebile bu zikredilen kimselerden olmuş oluyor. Bazı rivayetlerde ilim yerine, îman tâbiri de zikredilmiştir.

   Bu hadis-i şerif Buharî ve Müslim’de mevcuttur. Ve bu hadis-i şerifler hakkında İmam Celâlledin-i Essüyuti şöyle buyuruyor; «Bu İmamı Azam; Ebû Hanife hakkında beyan edilen tebşirat üzerine, itimat edilen sahih ve asıl esaslardandır.»

Kur’an-ı Kerim Sevgisi

   İmamı Azam fevkalâde akıl ve zekâya sahib olduğundan yedi yaşında Kur’an-ı Kerim’in hıfzını ikmal etmiş ve en meşhur ulemâ ve fukahadan ilim tahsil ederek az zamanda parmakla gösterilir meşhur kimselerden olmuştur. Zamanının çoğunu ibadet ve ilim talim etmekle geçirirdi. Kırk sene kadar yatsı namazının abdesti ile sabah namazını kılmış, bir Ramazan’da 61 defa Kur’an-ı Kerim’i hatim yaparmış. Bu altmış bir hatimi, Ramazanın her gündüzünde bir hatim, yine her gecesinde de bir hatim yaparak bir hatimde otuz teravih namazında olmak üzre 61 hatimi tamamlarmış. Bu hususta (Hayratülhisan ve Merakilfelâh) adlı eserlere bakılırsa daha genişi öğrenilir.
   Hz. İmamı Azam Kur’an-ı Kerim’i çok okurdu. Bu sebepten hayatında Kur’an-ı Kerim’i yedi bin defa hatim etmiş. Bazı gecelerde bir ayeti tekrar ederek okurdu. Meselâ: «Gecenin birinde, Daha doğrusu onlara va’d olunan asıl vakti, o saatdir, o saat daha belalı, daha acıdır.» (1) diğer bir gece de; «İşte Allah bize (mağfiret ve rahmetini) lütfetti. Bizi Sam yıldızı azabından kurtardı.» (2) ayeti celilelerin metnini okurdu.

   Bu âyetleri tekrar etmekteki gayesi, kendisinde huzur, huşû, zevk ve tefekkür hâsıl olması düşüncesidir. Nitekim bu mübarek âyetleri tekrar ederken, çok zaman Cenab-ı Hak’ka tazarru ve niyaz ederek ağlarmış. Bu hakikatları Yahya bin Elkattan nakledilmektedir. ( Hayratü El hisan) adlı eserde daha geniş zah edilmiştir. Hz. İmamın dört bini aşan talebesi olduğu zikr edilmektedir. Bunlardan bilhassa (İmamı Ebu Yusuf, İmamı Muhammed, İmamı Züfer ve İmamı Hasan bin Ziyad) en meşhurlarıdırlar. Hz. İmam ticaretle de meşgul olurdu. Ve ticarette de kazancının son derece helal olmasına hassasiyet gösterirdi. Bu ticaretten kazandığı serveti muhaddis, ulema ve ilim tahsilinde bulunan ilim isteklilerine sarfederdi.

Fazilet ve Üstünlük Sebebleri

   Hz. İmam Ashab-ı Kiram’dan birkaç tanesine kavuşmuş ve bâzı hâdis-i şerifler de rivayet etmiştir. Meselâ: Hz. Enes (r.a) gibi çok yaşayan Ashab-ı Kiram’a kavuştuğu zikredilmektedir. Dolayısıyla tabiînden olmuş oluyor.

   Güler yüzlü, tatlı sözlü, gayet merhametli ve cömert bir zatı muhteremdi.

   Hz. İmam Allah’ın hakiki dostu olduğundan kendisinde keramet ve keşifler görülmüştür. Meselâ: Bir genç günlerden bir gün abdest alıyor, onu da Hz. İmam oradan geçerken görüyor ve abdest suyunun damlalarına bakarak «Ey evlat anana ve babana isyan etmekten vazgeç, tevbe et» diyor. Bu sözü doyan genç derhal ana ve babasına isyanı bırakıyor, tevbe ve nedâmet ediyor. Başka bir şahsı ellerini yıkarken görüyor; «Şarap içmeyi ve çalgı âleti satmayı terk et» diyor. O şahıs da derhal o kötü huylarını bırakıyor ve nedamete Hak’ka iltica ediyor.

   Daha sonra bu kerametin görülmesi halinin kendisinden kaldırılmasını Cenab-ı Hak’tan temenni ediyor. Sebebi de: İnsanların kötü hallerine vâkıf oluyorum diyerek yalvarıyor. Hak-Teâlâ da bu hâli kendisinden kaldırıyor.(3)

   Evet Cenab-ı Hak’kı hakkı ile bilen ve bilgisiyle amel eden hakikî müminlerde her insanın yapamadığı ve yapamayacağı âdetin hilâfına iyi hâl ve hareketler zuhur eder. Bu hususta âyeti celileler de ve hadis-i şeriflerde gayet açık beyan edilmiştir. Nitekim İmamı Şafiî Hz.’nin «Eğer âlimler Allah’ın dostu, evliyası olmazsa Allah’ın velîsi ve dostu yoktur. Zira Allah-u Teâlâ câhil kimselerden veli ve dost edinmez.» buyurmuştur. (4) Şu halde Hz. İmamı Azam Allah’ın hakikî dostlarından biridir.

İçtihat, Fetvadaki Titizlik ve Şahsiyeti

   Bir mes’elede İçtihat edeceği vakit, kendi ashabı ile istişare etmeden içtihatta bulunmazdı. İçtihadın büyük bir iş olduğunu beyan eder ve ashabına da dînî mes’elelerde daima dikkatli davranmalarını tavsiye ederdi.

İmamı Şafiî Hz. Onun hakkında; «Bütün insanlar, fıkıhta Ebu Hanife’nin iyalı, onun talebesidir.» Buyurarak, ona lâyık olan meth-ü senayı yapmış oluyor. Bu faziletli kişilerin hallerinden bütün din adamlarına ve din yolcularına ibretler vardır.

   Abbasi Halifelerinden Mansur kendisine kadıyul kudatlık (Şeyhülislâmlık, Diyanet Reisliği, Müftülük, hâkimlik gibi) teklif ediyor. Hz. İmam Mansurun yaşayış ve icraatını sünnete uygun bulmadığından, böyle bir kimsenin emri altında vazife almayı kabul etmiyor. Bunun zerine Halife öfkeleniyor ve diyor ki, «Eğer kabul etmezse onu haps eder ve döverim.»

   Hz. İmam yine kabul etmiyor, Mansur hapse attırıyor ve sokağa çıkararak, halka ilân ederek her gün on değnek vurduruyor. Daha sonra ekmek ve suyundan da kısıtlama yapıyor. Bu şekilde on gün devam edileceğini emr ediyor.

   Hz. İmamın topuklarından kan akıncaya kadar dövüldü. Nihayet beşinci gün kendisi Allah’a niyaz ettiğinden rahmeti rahmana, Bağdatta H. 150 senesinde kavuşmuştur. Allah ondan razı olsun. Amin

   Şimdi, Peygamberimizin sünnetinden bir nebze olsun ayrılmayan İmamı Azamın vakur ve haklı tavr ve hareketiyle, günümüzün âdi, materyalist, bayağı menfaatler için, onun bunun önüne kapanan, riyakâr ve iki yüzlü sahte Müslümanların hallerini düşünelim.. Bir yanda mezhep imamı, diğer yanda âdi yaşayış.. Heyhât heyhat.

   Allah’ım (c.c) bizi onun içtihad ve mefkûresinden ayırma. Amin. Ona da rahmeti ilâhîni bol bol ihsan et yârâb.

 

(1) Kamer Sûresi; âyet; 46

(2) Tur Sûresi; âyet; 27

(3) Daha geniş malumat Hadimi merhumun Dürer haşiyesinin mukaddimesindedir.

(4) Şafii Merhumun mübarek sözü: Mişkatül mesabıh şerhi mirakat-el-mefatih C.1, s. 20

 

Kaynak: İmam-ı Azam’ın Bütün Müslümanlara Son Vasiyeti, Mustafa Uysal, Dini Neşriyat Yayınları, s. 5-12

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir