Muazzam Savunma Kalkanı

Tarih 1063 yılını gösteriyordu.

Büyük Selçuklu Devleti’nin başında büyük bir bela vardı. Selçuklu girdiği savaşları kazanıyor, düşmanı perişan ediyordu. Görünen düşmanı kılıçla yeniyor, dağıtıyordu. Fakat bir düşman vardı ki bununla mücadele edemiyordu. Sultan Alparslan da, ondan sonra gelen Melikşah da ve vzirleri “Nizamülmülk” de bu sorunu aşmak için çok düşündüler. Özellikle Nizamülmülk, Müslümanların da devletin de geleceğini yok edip bitirecek olan bu sorunu aşmak için geceli gündüzlü çözüm arayışına girdi. Peki, bu kadar büyük olan bu sorun neydi?

Büyük Selçuklu Devleti fiziki düşmanı okla, kılıçla, mızrakla yeniyordu ama Güney’den gelen “Şii” tehlikesi ve Batı’dan gelen “Yunan akımları”na karşı çok savunmasızdı. Özellikle Şii ve Batınilik tehlikesi gitgide büyük bir sorun halini alıyordu. Şiiler Selçuklu Devleti’nin içine ajanlarını sızdırıp Şiiliği yayıyorlardı. Şii propaganda gittikçe artıp etkili oluyordu. Batı’dan gelen “akılcılık” akımları ise hadis ve ayetlerin inkar edilmesine sebep oluyordu. Bu tehlikeye karşı kılıç kalkan ve okla set çekilemezdi. Bunun önüne “ilim” ile geçilecekti.

Nizamülmülk, ilim adamları ve danışmanları ile yaptığı istişare sonucu gelen tehlikeye karşı büyük ilim merkezleri kurma kararı aldı. Bu medreseler “Nizamiye Medreseleri” adıyla açıldı.

Bu ilim yuvalarıyla Şiilik, Batınilik ve Yunan akımlarına karşı destansı bir mücadele verilecekti. Nizamiye Medreseleri’nde yetişen ilim ehli Şiilik, Batınilik ve Yunanların sapık fikirlerini öyle çürüteceklerdi ki bu sapkın fikirlerin yayılması bir anda duracaktı.

İşte stratejik, psikolojik savaş diye buna denir.

Bazen ordunun yapamadığını “eğitim kurumları” yapar.

Nizamülmülk, ilimle savaşacak, talebeler yetiştirecek bir baş müderris aramaya koyuldu. Öyle ya, baş müderris öyle donanımlı ve örnek öncü olmalıydı ki mücadele kesintiye uğramadan devam etsindi. Aramaya koyuldu. Çok okuyan, birçok alimden ders almış, Batı ve Doğu’nun inançlarını iyi bilen, vaazları etkili olan bir gençten söz ettiler. Nizamülmülk bu gencin bulunduğu yere kadar gitti. O genci bulup Nizamiye Medresesi projesini ve amacını anlattı. Ve büyük mücadele için genci en büyük Nizamiye Medresesi’nin başmüderrisi yaptı. Genç, yetiştirdiği talebelerle, yazdığı kitaplarla Yunan akımlarına, Şii-Batıni faaliyetlere ve fikirlere darbe vurdu, engel oldu. Peki, bu genç kimdi? Tabi ki de “İmam Gazali”den başkası değildi.

İlk Nizamiye Medresesi Bağdat’ta açıldı. İslami ilimlerin yanı sıra tıp, astronomi, matematik, felsefe, tarih gibi ilimlerde öğretildi. İslami ilimlerin yanında bu ilimleri de öğrenen talebeler sapkın Yunan akılarının karşısında çelik gibi sert durdular. Devlet, Nizamiye Medreseleri ile bir kalkan gibi çevrilmişti. Muazzam bir savunma kalkanı oluşturulmuştu.

Nizamülmülk, Nizamiye Medreseleri ile özellikle Şiilik ve Batıniliğin önüne ciddi anlamda set koydu. Nizamiye Medresesinin hocaları ve öğreticileri özellikle “Şii-Batıni Komite”nin önüne ciddi engel koyunca Nizamülmülk’ü “öldürme” kararı aldılar. Çünkü Nizamülmülk, Şii-Batiniler ile çok uğraşıp onları tasfiye etmişti. Peki, öldürme işini kim yapacaktı? “Şii-Batini Komiteye” bağlı en büyük gizli örgütlenme olan ve suikastçileri ile meşhur Hasan Sabbah’ın lideri olduğu Haşhaşiler yapacaktı. Ve Nizamülmülk, 1092’de Hasan Sabbah bir fedaisi tarafından öldürüldü. Savaş bu boyutlara gelmişti.

Peki mücadele durdu mu? Hayır. Selçuklu’dan sonra Nizamiye Medreseleri örnek alınarak köylere kadar medreseler açıldı. Abbasiler, Osmanlı ve birçok İslam devleti, Nizamiye Medreselerini örnek alarak buna benzer medreseler açtı. Osmanlı her yeri medrese ile kuşatıp ilmi set oluşturdu.

Günümüzde de bu savunma kalkanına o kadar çok ihtiyaç var ki.. Bugün de Doğu’dan ve Batı’dan gelen inanç ve fikir akımlarıyla ayet ve hadisleri tahrif etmek istiyorlar. Çelik gibi ilmi savunma kalkanlarına ihtiyaç var.

Savaş büyük. Mücadele edeceğiz. Durmak yok..

Kuşatma, Mustafa Güldağı, Lopus Yayınları

1 comment on “Muazzam Savunma Kalkanı

  1. Mehmet Akçay

    Dünya’ya hakim olmak isteyen yapıların Zihinsel İşgaline karşı bizimde karşılık verecek Alimlerimizin olması önemlidir. Yoksa düşman fiziksel olarak
    hakim olmasa da, zihinsel olarak bizi işgal etmiş olacak.

    Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir